Jun 12 2009
Bir erkek tanıklığı 2005123
Erkek kurtuluş hareketi benimle yeni irtibat kurmuştu. Neler olup bittiğini, bir kadın örgütünün varlığını yeni anlamaya başlamıştım. Ben de artık bir arpozdum (evrim geçiren, farkındalığı artan erkek). Rutin erkek kurtuluş hareketi olarak beni bir baskına çağırdılar. Ne yalan söyleyeyim kadınların ne kadar kötü olabileceğini o ana kadar hiç düşünmemiştim. Çünkü ilk defa bir hayn (gerçek ve kötü yüzünü gösteren örgüt kadını) görüyordum.
Hayn’ın fiziksel bir kusuru vardı. Kimse ona bakmazken başka kadınlar tarafından kandırılıp tavına getirilmiş bir erkekle evlenmişti. Kocası çok şanssızdı çünkü büyük bir planın küçük bir ayağıydı: Kadınlar arasında dezin adı verilen tek bir hareketle 10 erkeğin hayatının zehir edilmesi aksiyonunun “tek bir hareketle” tarafıydı.
Topal ve kambur, erkek nüfusunun yarısından fazlası için çok çirkin olan kadınla evlenmek için kendi hayatını mahvetmişti adam. Babası ve abisi ile kavga etmişti onların karşı koymalarını takiben. Nasıl çirkin derlerdi o sevdiği kadına… Hayn’ın gerçek babası inanmamıştı gerçekten adamın kadını sevdiğine. Onun karşı çıkmaları vardı. Ve bunlar sadece erkek kurtuluş hareketinin çözebildiği zincirin parçalarıydı. En az bunun iki katı kadar mutsuz erkek vardı şüphesiz. Her dezin hareketinde olduğu gibi olayın bitişinde öyle bir final yapılacaktı ki bütün kadınlar uykularında bile zafer çığlıkları atacaktı ve mutluluktan uçacaktı…
Bunun engellenmesi için benim de içinde olduğu bir grup erkek kadının evini bastık. Bizim eve girmemizden iki dakika önce bu çirkin kadının kocası eve gelmiş ve kambur ve topal kadını iki iri kıyım erkekle basmıştı. O kadın için hayatını bu derecede çöpe atan adam yıkılmıştı bu sahneyi görünce. Çok acayipti gerçekten de… İşte bu noktada erkek kurtuluş hareketi devreye girerek adamı kadının elinden kurtarıp hayatına yeni bir yön çizecekti.
O çirkin kadın iki iri yarı erkeği nasıl ikna etti baştan çıkardı, erkek kurtuluş hareketi bu dezini nasıl öğrendi, zamanlama nasıl bu kadar mükemmel oldu bunu bilemiyorum. Ama gördüğüm tek şey kadının kocasına bizim “kandırılıyorsun” dedikten sonra kadının yaşadığı değişimdi. O sakat kadının kendine olan gizli kadınlar örgütü güveni önce sıfırlandı. Sonrasında bir anda yırtıcı bir hayvana dönüştü. O sakat kadın nasıl öyle üstümüze saldırdı anlamadık.
Açıkçası bu kadar sakat kadını biraz hor gördükleri için sadece dört erkek gitmiştik. Ben bunun bile fazla olduğunu düşünüyordum ki ne kadar yanıldığımı sonrasında anladım: Kadın o yürüyemeyen haliyle en az üç metreyi uçarak geçti ve biz iki kocaman erkeği sanki birer yastıkmışız gibi yere yıktı. Her ikimizin kafasını yere vururken arkasından yaklaşanları tekmesiyle uzakta tuttu.
Ben daha cahil olduğum için bir kadına vuramıyordum. Çünkü bizim genlerimize kadınları narin ve kibar davranılması gereken yaratıklar olarak kodlamışlar. O yüzden kadın bize karşı iki kat daha üstün durumdaydı. Ama benimle birlikte dayak yemekte olan erkek benden daha tecrübeliydi. Masanın yanına doğru yuvarlandıktan sonra kalkarken eline sandalyeyi aldı ve tüm gücüyle kadının kafasına vurdu. İnanamadım. Kimsenin kimseye, hele bir kadına böyle vurduğunu görmemiştim. Koca karısını korumak için hamle yaptı (genetik kodlarına yazılı demiştim ya) ama yanımızdaki tecrübeli erkek sandalyenin kırılan bacağını kadının omzuna soktu.
Kafasından kanlar akan, omzuna sandalyenin bacağı girmiş, topal ve kambur kadını on beş dakika daha mücadele ettikten sonra ancak durdurabildik.
Eğer kadınlar günün birinde bizimle savaşmaya başlarsa, fiziksel olarak onlara karşı hiçbir şansımız yok.
Leave a Reply
You must be logged in to post a comment.