Jun 30 2009

Tarihten Gizli Kadınlar – Mary Shelley

Published by admin under Genel Açıklama

Bu doküman tarih boyunca yaşamış gizli kadıların gizli yüzlerini göstermek için tarih birimi tarafından hazırlanmıştır…

Mary Shelley tarihin en az dikkat çeken ancak en önemli karakterlerinden biridir. Kendisi zamanının en önemli cadılarından biridir. 1700′lü yılların sonunda yaşamıştır. Drama, deneme ve roman yazarlığıyla tanınmış olsa da o aslında bir cadı, zamane söyleyişiyle bir simyacıdır. Biz onu Frankenstein’ın yazarı olarak tanıyoruz. Pek az erkek bu gotik korku romanının yazarının bir kadın olduğunu bilir.

Babası sisyaset felsefecisi, annesi ise önemli bir feminist aktivisttir. Bugünkü aklımızla baktığımızda elbette ki en az üçüncü sınıf bir kadın olduğunu söylemek yanlış olmaz. İnanılmaz bir eğitim aldı. Ailesindeki insanlar bilgi birikimlerini ona harika aktardı. Ne var ki ailesinin kadınlık haritası bir takım şanssızlıklar getiriyordu ona. Politikacı babasının acı çekmesi için iyi yetişmiş dördüncü sınıf kadın olduğu varsayılan annesi Mary 10 yaşındayken ölmek zorunda kaldı. Bu da Mary’nin gelecekteki evlilik hayatlarının zincirini kırarak onu hercai kategorisine soktu.

Soyadını aldrığı kocasından evlenmeden önce çocuğu oldu ki o devirlerde bu kabul edilir bir şey değildi. Avrupa’nın birçok şehrini gezerek simya bilgisini geliştirdi. Bu şehirlerde gezerken kocasının geleceğini de mahvetmeyi elden bırakmadı. Kocası şehirlerden onun ilgisi yokmuş gibi görünen nedenlerden dolayı sınır dışı edildi.

Frankenstein sanıldığı gibi bir yazarlık patlaması değil, kaderi kötü bağlanan kadınlığın isyanıydı. O mükemmel bir simyacı, zeki bir kadındı. Erkeksiz doğuma daha 1800′lü yılların başında çok yaklaşmıştı. Ne var ki ona görev olarak kocasının hayatını zehir etmek verildi. Bugün bir takım kadın bakış açısı onun aslında erkeklerin işini o yüzyılda bitirebileceğini söylüyor. Bugün hala halledilememiş bir takım erkeksiz doğum bozukluklarının çaresini o zamanlardan biliyordu. Bunun yanında bir takım kadınlar da o zamanlarda erkeksiz doğumun ortaya çıkmasının kadınların bugünkü gizli halini o zamanlardan deşifre edebileceğini söylüyor. Bilindiği gibi o zamanlarda eski kıtada değilse bile yeni kıtada cadı kadın avlamak çok modaydı. Böylesi bir modanın eski kıta Avrupası’nda yaşanması gizli kadınlar örgütünü tümden tehlikeye atabilirdi.

İşte bu çelişkilerin içinde Mary belki de yapmaması gereken herşeyi bir seferde yaparak gerçek kadın gücünü belli edecek bir kitap yazdı (siz hala bu tür kitapların erkekler tarafından daha iyi yazılabileceğini mi düşünüyorsunuz?) Üstüne üstlük eğer bir başka kadın (ilk yayıncının kontrolörü, yani karısı olan kadın) bu kitabı farkedip olanca gücüyle paramparça etmeseydi kitap orijinal haliyle basılsaydı kadınların gizli tüm yüzü ortaya çıkacaktı. Bu kitabın yayıncının ilk kitabı okuduktan, kitap çok sevdiği karısı tarafından “yanlışlıkla” yakıldıktan sonra aklında kalanlardan oluştuğu söylenir.

Yine kulaktan kulağa yayılanlara bakılacak olunursa İlk orijinal kitapta profesör Frankenstein bir kadındır. Yaratılan yaratık da kadındır. hatta kitapta bu kadının babasız bir anneden doğuşu sayfalarca tasvir edilir. Kuleden yıldırım düşmesiyle doğacak insani yedek parçalardan oluşmuş yaratık olsa olsa bir erkeğin düşünebileceği aptallıkta bir şeydir.

Bilenler bilir, Mary Shelley son on yılında yazmasını engelleyecek bir felç ve başağrısı sorunuyla boğuştu. BUnun sebebi de elbette yazmasını isemeyen diğer kadınlardır. Mary istediği kadar zeki olsun, istediği kadar erkeği parmağında oynatsın. Sonuçta gizli kadınlar örgütü ve hatta birinci sınıf kadınlarla boy ölçüşebilecek yeteneklere sahip değildi. O bir asiydi. Asi olmasa belki o yıllarda Avrupa kıtasının en önemli birinci sınıflarından biri olabilirdi.

O öldükten sonra özenle sakladığı bir kutuda ölen bebeğinin saçı bulundu. Yıllar sonra yapılan kadınsı araştırmalar, bunun mükemmel bir DNA örneği olduğunu, ipek bir mendil içinde saklanmasının DNA kaybını engellediğini ortaya koyuyor. Mary, ölene kadar ölmüş olan çocuğunu klonlayarak geri getirmeyi düşündü. Ama bu elbette yaklaşık 200 yıl sonra anlaşılabildi.

No responses yet

Jun 12 2009

Bir erkek tanıklığı 2005123

Published by admin under Genel Açıklama

Erkek kurtuluş hareketi benimle yeni irtibat kurmuştu. Neler olup bittiğini, bir kadın örgütünün varlığını yeni anlamaya başlamıştım. Ben de artık bir arpozdum (evrim geçiren, farkındalığı artan erkek). Rutin erkek kurtuluş hareketi olarak beni bir baskına çağırdılar. Ne yalan söyleyeyim kadınların ne kadar kötü olabileceğini o ana kadar hiç düşünmemiştim. Çünkü ilk defa bir hayn (gerçek ve kötü yüzünü gösteren örgüt kadını) görüyordum.
Hayn’ın fiziksel bir kusuru vardı. Kimse ona bakmazken başka kadınlar tarafından kandırılıp tavına getirilmiş bir erkekle evlenmişti. Kocası çok şanssızdı çünkü büyük bir planın küçük bir ayağıydı: Kadınlar arasında dezin adı verilen tek bir hareketle 10 erkeğin hayatının zehir edilmesi aksiyonunun “tek bir hareketle” tarafıydı.
Topal ve kambur, erkek nüfusunun yarısından fazlası için çok çirkin olan kadınla evlenmek için kendi hayatını mahvetmişti adam. Babası ve abisi ile kavga etmişti onların karşı koymalarını takiben. Nasıl çirkin derlerdi o sevdiği kadına… Hayn’ın gerçek babası inanmamıştı gerçekten adamın kadını sevdiğine. Onun karşı çıkmaları vardı. Ve bunlar sadece erkek kurtuluş hareketinin çözebildiği zincirin parçalarıydı. En az bunun iki katı kadar mutsuz erkek vardı şüphesiz. Her dezin hareketinde olduğu gibi olayın bitişinde öyle bir final yapılacaktı ki bütün kadınlar uykularında bile zafer çığlıkları atacaktı ve mutluluktan uçacaktı…
Bunun engellenmesi için benim de içinde olduğu bir grup erkek kadının evini bastık. Bizim eve girmemizden iki dakika önce bu çirkin kadının kocası eve gelmiş ve kambur ve topal kadını iki iri kıyım erkekle basmıştı. O kadın için hayatını bu derecede çöpe atan adam yıkılmıştı bu sahneyi görünce. Çok acayipti gerçekten de… İşte bu noktada erkek kurtuluş hareketi devreye girerek adamı kadının elinden kurtarıp hayatına yeni bir yön çizecekti.
O çirkin kadın iki iri yarı erkeği nasıl ikna etti baştan çıkardı, erkek kurtuluş hareketi bu dezini nasıl öğrendi, zamanlama nasıl bu kadar mükemmel oldu bunu bilemiyorum. Ama gördüğüm tek şey kadının kocasına bizim “kandırılıyorsun” dedikten sonra kadının yaşadığı değişimdi. O sakat kadının kendine olan gizli kadınlar örgütü güveni önce sıfırlandı. Sonrasında bir anda yırtıcı bir hayvana dönüştü. O sakat kadın nasıl öyle üstümüze saldırdı anlamadık.
Açıkçası bu kadar sakat kadını biraz hor gördükleri için sadece dört erkek gitmiştik. Ben bunun bile fazla olduğunu düşünüyordum ki ne kadar yanıldığımı sonrasında anladım: Kadın o yürüyemeyen haliyle en az üç metreyi uçarak geçti ve biz iki kocaman erkeği sanki birer yastıkmışız gibi yere yıktı. Her ikimizin kafasını yere vururken arkasından yaklaşanları tekmesiyle uzakta tuttu.
Ben daha cahil olduğum için bir kadına vuramıyordum. Çünkü bizim genlerimize kadınları narin ve kibar davranılması gereken yaratıklar olarak kodlamışlar. O yüzden kadın bize karşı iki kat daha üstün durumdaydı. Ama benimle birlikte dayak yemekte olan erkek benden daha tecrübeliydi. Masanın yanına doğru yuvarlandıktan sonra kalkarken eline sandalyeyi aldı ve tüm gücüyle kadının kafasına vurdu. İnanamadım. Kimsenin kimseye, hele bir kadına böyle vurduğunu görmemiştim. Koca karısını korumak için hamle yaptı (genetik kodlarına yazılı demiştim ya) ama yanımızdaki tecrübeli erkek sandalyenin kırılan bacağını kadının omzuna soktu.
Kafasından kanlar akan, omzuna sandalyenin bacağı girmiş, topal ve kambur kadını on beş dakika daha mücadele ettikten sonra ancak durdurabildik.
Eğer kadınlar günün birinde bizimle savaşmaya başlarsa, fiziksel olarak onlara karşı hiçbir şansımız yok.

No responses yet

Jun 07 2009

Gizli Kadınlar Örgütü Tarihi

Published by admin under Genel Açıklama

Tarihsel süreç neredeyse bir roman gibiydi: Kadınlar her daim tarih akışının içinde bulunmuştu. Ya sultanın gözdesi haremlikleri olmuşlar ya da kralın yanında, akıl danıştığı yatak arkadaşı. Bilimsel gelişmelerin arkasında hep onlar vardı ama asla isimleri ön plana çıkmıyordu. Tarih boyunca bilimsel bir gelişmeye önayak olup adı tarih kitaplarına geçen çok az sayıda kadın vardı. Bunun da mantıklı bir açıklaması vardı aslında: Onlar sürekli gölgede kalmak istiyorlardı. Ne kadar zeki, ne kadar planlı ve programlı olduklarının kimse tarafından bilinmemesini istiyorlardı. Hep narin, hep salak yaratık imajı uyandırmaya çalışmışlardı ki öğretilerinde bunun yollarından bahsediliyordu uzun uzun.

Binlerce yıl süren çabaları sırasında farklı teorilerle hareket etmişlerdi. İnsanlığın yarısından kurtulmak o kadar kolay verilebilecek bir karar değildi: Önce erkeklerin kontrollü bir biçimde çoğalmaya yardım ederek köleleştirilmesi söz konusu oldu. Erkekler buna kolayca ikna olmadılar tabii ki. Müthiş savaşlar yaşandı. Karısının söylediği gibi bu ilk çatışma Ortadoğu ve Asya’da yapıldı. Savaş meydanlarından evlerin tuvaletlerine kadar uzanan müthiş, kıyasıya, inanılmaz derecede hainlikle dolu bir savaş yaşandı. Erkekler bu savaşı kıl payıyla kazandı. Eğer kadınlar bu küçük farkla savaşı kazanmamış olsaydı, ki kaybedilmesindeki temel etken o zamanlar kadınlar arasındaki iletişimin o zaman şartlarına göre yeterince iyi sağlanamamış olmasıydı, bugün erkekler kafeslerde yaşayan primatlardan farklı olmayacaklardı.
Bu savaşın ardından erkekler ve kadınların yolları çok farklı biçimlerde ayrıldı: Erkekler kadınları ikinci sınıf yaratıklar gibi görmeye başladı. Onları mümkün olduğunca ezip evlere hapsettiler. Kendileri bir kenarda otururken onları tarla ve ev işlerinde kullandılar. Mümkün olduğunca silahtan uzak tutarak narin bir yapıya kavuşmalarına neden oldular. Eski yazıtlara göre kadınların omuz genişliği bundan binlerce yıl öncesine göre en az 4-5 santim daraldı. Belki de erkeklerin kadınlar üstünde kazandığı en önemli (ve tek) zaferlerden biri de buydu.

Kadınlar bu olanların unutulmasını sağlamak için asırlar, kuşaklar boyu çalıştılar. Hatta bir rivayete göre yazının bazı bölgelerde gelişmemesinin sebebi olarak bu gösteriliyordu. Kadınlar tarihi hafızayı bir şekilde manipüle etti.

Yine de kutsal kitapların hemen hepsine kadınlar, ikinci sınıf yaratıklar olarak geçti. Buna ikinci sınıf demek çok doğru olmaz belki ama, erkekler kadar hak sahibi oldukları söylenemez. En büyük dinlerin hiçbirinin içine yetkin din görevlisi olarak kadınlar alınmadı. Bir şekilde erkekliğin yaşamasını sağlayan temel etkenlerden biri de bu oldu.

Kaba kuvvetle işini halledemeyen kadınlar işi biraz daha şeytanlığa döktü: Ortaçağa girilirken kimya ve simyanın sırlarını keşfeden kadınlar, kimyasal yollarla erkeklerin üstesinden gelmenin yollarını araştırmaya başladı. Gerçek hayattan koparak inzivaya çekilen kadınlar insanlardan mümkün olduğu kadar uzağa giderek doğanın içinde aldıklarını erkeklere karşı kullanmanın yollarını aradı.

Erkekler, yarattıkları erkek egemen toplulukta bunun farkına geç de olsa vardılar. Dünyanın tüm toplumları, bu tür araştırmalar yapan kadınlara “cadı” etiketini vurdu. Bu kelimenin dünyanın her dilinde korkulacak, nefret edilecek ve avlanacak kadın anlamına gelmesi, erkeklerin kendi aralarında kurduğu kusursuz iletişim sayesinde değil, tamamıyla şans ve kadınların kötü iletişimi yüzünden olduğunu belirtmek yanlış olmaz. Kadınların yazıtlarında yüzyıllarca cadıların insanlara iyilik yapmak için, tamamıya tıp amaçlı kişiler olarak lanse edilmemesinin ne denli büyük bir hata olduğu tartışıldı.

Bu çabaların sonuçsuz kalmasının ardından yakın çağda kadınlar arasına nihai bir aydınlanma dönemi yaşanmaya başlandı: Erkekler düşman olarak fazlaca ciddiye alınmışlardı. Onları alt etmek için on binlerce yıl beklenmişti belki ama bu soyu ortadan kaldırmanın tek yolu sosyal ve psikolojik değerleri kullanmaktı.

Önce geçmişten gelen kadın düşmanlığı, modernizm dalgasıyla ortadan kaldırılmaya çalışıldı. Kadınlar, ezilen yaratık imajıyla erkeklerin dünyasına girdi. Onlar duygusal, onlar hisli ve narin yaratıklar olacaklardı. Neden ezildiklerini unutturduktan sonra bunu yapmak, hele kadınlar gibi büyük stratejistler için çocuk oyuncağı olacaktı.

19. yüzyılın sonlarında ortaya konan kadın hakları hareketiyle ince kadın sesi, yükselmeye başladı. Çalışma hakkı, seçme ve seçilme hakkı gibi kavramlar, geri dönüşsüz bir biçimde insanoğlu gündemine girdi. Erkekler kendi aralarında Mason Locaları, Lordlar Kamarası gibi kapalı gruplarla buna direnmeye çalıştıysa da başarılı olamadılar. Zira kadınlar, evin ekonomisini ele geçirmişlerdi.

Aynı anda dünyanın tüm kıtalarında ortaya çıkan ekonomik kriz; erkekleri, hatta en paranoyak tarihçileri bile şaşırtmadı. Evdeki ocağı kadınlar kaynatıyordu. Ocağa fazladan atılan odun, yemeğe fazladan konan yağ, kesilirken ziyan edilen etler gözden kaçan kriz faktörleriydi. Elbette ki bir tarihçi çıkıp kadınların evde yarattıkları müsriflik yüzünden dünya ekonomik krize girdi dese onu topa koyarlardı. Bütün bunlar arka arkaya geldiğinde inanılmaz bir krize neden oldu. Sanayileşme yolundaki toplumlar mevcut kriz döneminde o kadar çok derde boğuldu ki, kadınların haklarını verip vermemeyi bile es geçti. Ardından meydana gelen dünya savaşları sırasında erkek nüfusun büyük bir çoğunluğu öldü, sakat kaldı, en azından psikolojik olarak tamamen kontrolden çıktı. İş dünyası bunun için kadınlara istemeye istemeye muhtaç kaldı.

Erkeklerin özel hayatına giren kadınlar yavaş yavaş üstünlüğü ele geçirdi. Çocukluklarından itibaren erkeği şekillendiren kadınlar bunu seks hayatından iş hayatına kadar her noktaya kaydırdı. Erkekler birbirleriyle kıyasıya mücadele ederken, kanlı bir rekabete giderken; kadınların kendi aralarında dayanışmaları onları siyasetten iş dünyasına kadar çok önemli noktalara getirdi.

İş alanında alt edilemeyen erkekler diğer noktalardan vurulmaya başlandı: Örneğin kadınlar istedikleri an, istedikleri kişiyi iktidarsız hale getirmenin yollarını çok iyi biliyorlardı. O da yetmezse etrafındaki bütün kadınları çekip onu yalnız bırakıyor ve bunalıma sokuyorlardı. O olmazsa güzel bir kadınla tanıştırıp, inanılmaz güzellikler yaşatıp sonra bir anda bu güzellikleri elinden alıyorlardı.

Kadınlar erkek hayatının tamamına hükmedebilecek bir yeterliliğe, 1900’lü yılların ortalarına gelmeden sahip oldu. Ve sonra beklemeye başladılar… Birinin erkekler olmadan doğum yapılmasını icat etmesini beklemeye başladılar. Ve o gün… Çok yakındaydı artık.

No responses yet

Jun 07 2009

Gizli Kadınlar Güncesi 200824

Published by admin under Hikayeler

Gizli Kadınlar Örgütü İzleme Raporu

Erkek Karargahı

2008 yılının 24. çalışması

Gizli Kadınlar Örgütü’nün ekonomi dünyasına yaptığı etki yanlış bir kapıya çıkmıştı: İstenen şey biraz ekonomik kriz çıkması ve uzun süredir ekonomik olarak özgürlüğüne kavuşmuş erkekleri terletmekti. Öngörülen iki üç yıllık bir stres evresi boyunca erkeklerin hayatlarını daha zorlu bir düzlemde yaşamaları, bu süre içinde de karılarına bir başka deyişle kadınlara karşı daha bağımlı hale gelmeleriydi.
Ancak kadınlar birbirini tetikleyen birçok şeyi birbirine bağlamakta, daha doğru söyleyişiyle erkeklerin toplam düşünüş şeklini anlamakta yetersiz kalmışlardı. Eğer erkekleri teker teker sorsanız Gizli Kadınlar Örgütü üyeleri onları ezbere sayardı. Ama erkeklerin kolektif bilinci çok acayip işliyor bir araya geldiği zaman saçma sapan çalışıyordu.
Öncelikle kriz sinyallerini çok bariz bir biçimde verdi. Bu kadınların istemediği bir şeydi. Çünkü sürpriz daima daha iyi sonuç ve daha büyük hayal kırıklığı yaratıyordu. İkincisi krizin tabii ki tüm dünya erkeklerini etkilemesi gerekiyordu ama tüm dünya tarafından global bir kriz olarak algılanması, erkeklerin omuz omuza vermesi istenmeyen gereksiz sonuçlar doğurmuştu. Üçüncü planda ise kadınların erkekleri bağımlı hale getirdikleri ve maddi manevi tüm enerjilerini harcattıkları elektronik oyuncaklara harcanan zaman ve para miktarı kriz yüzünden azalmıştı. Bu kriz sayesinde erkekler yeniden kafalarını soktukları kum havuzundan çıkararak neler olup bittiğine bakmaya başladılar. Erkeklerin neler olup bittiğini, Gizli Kadınlar Örgütü’nü anlaması elbette ki mümkün değildi ama tarihin hiçbir döneminde etrafına bakan erkekler örgüt içindeki kadınlar yüksek meclisi tarafından hoş karşılanmamıştı.
Kadınlar yüksek meclisi tarafından düzeltme yapılması gereken noktalar aşağıdaki gibi belirlendi:

  1. Ekonomik krizin ardından erkek alt bilincindeki kadın düşmanlığının orta çıkması ve kadınların çalışma hayatından çıkarılması engellenecek
  2. Global ekonomik krizle birlikte durma noktasına gelen elektronik oyuncakların erkeklere satışı hızlandırılacak. Erkeklerin kullanımını özendirecek noktalar belirlenecek ve bunlar mühendislere dikte ettirilecek. Bilindiği gibi yapılan her gelişmenin kökeninde mühendislere kadınların dikte ettirdiği şeyler var. Yoksa erkekler tarihin hiçbir döneminde bir şey icat etmedi.
  3. Erkeklerin birbiri ile dayanışması minimum düzeye getirilmeli. Bunun için mümkün olan en büyük nifak tohumları, şimdiye kadar rezervde biriktirilmiş şeyler su yüzüne çıkarılmalı. Spor müsabakalarında umulmayan sonuçlar çıkmalı, yüksek seyirci potansiyeline sahip takımların hepsi kaybetmeli.
  4. Bu dönemde erkeklerin sağlıklarını bozacak birkaç adım hep birlikte atılmalı. Özellikle genel bir kalp sorunu ortaya çıkmalı ve bu sorunların çözümlerinin kolay olduğu hissi uyandırılmalı.
  5. Erkeklerin seks sembollerinin ortadan kaldırılması gerekiyor. İki yıl boyunca yeni bir seks ilahesi ortaya çıkmayacak. Erkekler boşlukta hissedecekler kendilerini. Eski göğüs ve kalçalarla idare edecekler ve evlerindekileri daha çok beğenmeye başlayacaklar.

No responses yet